Bu gönderi, “ülke nelerle uğraşıyor sen neyin derdindesin?” gönderisi olsun. Kendimi düzgün ifade edebilirsem aslında her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu da göstermiş olacağım. Bazı şeyleri anlatmak daha fazla zaman ve daha fazla kelime gerektiriyor. Ama uzun yazı okuyan pek yok.
Bu teller arasında görünen mamalar parkın tam giriş kapısında. Tek yerde de değiller. İnsanların ve insanların köpekleri ile çok yoğun geçtiği noktalarda ana yerlerde. Baktığınızda ne güzel burada kediler besleniyor diyorsunuz. Hayır öyle değil. Düzgün yerlere koymadığımız kedi mamalarına insanlar dikkat etmeyip basıyor, kediler mamaları yerken yanından geçen köpekleri görünce o mamalar boğazlarına diziliyor, aynı yerden hızlı bir şekilde scooter ve bisiklete binen çocuklar geçiyor. Yavru bir kedinin bir kazaya uğraması an meselesi. Benim kendi canavarlarım açısından kedilere gelecek herhangi bir zarar yok. Ama ben dikkat etmezsem oyun niyetiyle hamle yapıp beni düşürebilirler.
Şimdi bu uzun girişle ne demek istiyorum. Biraz aklı olan aslında ne dediğimi anlıyor. Kontrollü besleme noktaları olması gerekli. Her önüne gelenin basabileceği, ya da bisikletlerin geçtiği bir yerde kedilere mama bırakılmaz. Bırakılırsa da buna iyilik değil sorumsuzluk denir.
İyilik yapmayı bile beceremeyen insanların olduğu bir dünyada yaşıyoruz ve her yerde liyakat arıyoruz.
Bir daha aramaya çok devam edeceğiz bence.
Vicdan, merhamet, iyi kalplilik gibi kavramların tamamen önemsizleştiği bir devirde yaşıyoruz ve en çok da bu zaman bize hukuk ve kurallar gerekli.
Hak diyoruz, hukuk diyoruz, adalet diyoruz bunları her yerde arıyoruz çünkü hukuk ve adalet olmadığı yerde insanların vicdanlarına, merhametlerine ve iyi niyetlerine kalıyorsunuz.
İşte o noktada insanoğlunun güç, para, ego çerçevesinde bencilliği ortaya çıkıyor. Sadece ben varım, bana zararlı olan herhangi bir canlı yaşamasın, benimkinden farklı olan fikirler konuşulmasın, bana zararlı olacak bilgiler paylaşılmasın.
Aslında en çok iyi ve akıllı insanlar hukuk ve liyakat arıyor. Çünkü kuralların hukukla çerçevelendiği ve gerekli cezaların herkese eşit olarak verildiği noktada vicdanınız sızlamıyor, kalbiniz acımıyor.
Uzun lafın kısası demeyeceğim! İyilik sorumluluk ister.
Bir kediyi beslerken, bir köpeğe su verirken doğru koşulları düşünmemek ne yazık ki o iyiliğe gölge düşürür. Su kabına güneşe koyarsanız bir süre sonra o su içilmez hale gelir, o kap yosunlanır. Uygun olmayan yerlere yanınızda taşıdığınız kedi mamalarını dökerseniz insanlar tarafından ezilir, insandan korkan kediler kaçarken ezilir, kendisinden başka hiçbir canlıya tahammülü olmayan insanlar tarafından etrafa biraz daha nefret yayılır, su kapları devrilir…
İyilik özenli olmalı, düşünceli olmalı, temiz olmalı, saf olmalı.
Etik çerçevesinden seslendiğim ilk yazı da bu olsun.
Ülke nelerle uğraşıyor, ben ne mi diyorum?
Evet, zaman kısıtlı belki ama ufaktan başlamak gerekli duyarlı olmaya ya da bir konuda duyarlı olup diğer konuda gözümüzü kapamamaya. Her şey bir bütünün parçası. İnsanlar için haktan hukuktan ve adaletten bahsedip, hayvanları yiyemezsiniz, hayvanat bahçelerine hapsedip kaçtıkları zaman öldüremezsiniz, yeni doğmuş bebekleri annelerinden ayırıp annenin sütüne el koyamazsınız, cocuklarinizi hapsedilmiş hayvanları izlemeye götüremezsiniz ve daha nicesi…
Yani benim etik sesimin odağında vaganlık var.
Hadi bakalım, başladık bir yerden.

Leave a comment