Dilimizdeki kelimelerin bazılarını çok seviyorum. Hiçbir ek almadan olumlu olumsuz anlam taşıyan kelimeler var. O kelimelerle oynamayı da seviyorum. Dilimizi kullanmayı, güzel, hakkını vererek kullanmayı ise hem bir oyun hem de saplantı haline getirdim.
“Bağlılık ve bağımlılık” kelimeleri güzel bir örnek.
Bir insanın başka bir insana, amacına, hayatına, işine, sevdiklerine, ideallerine bağlı olması, bana o insanın güçlü, kararlı ve istikrarlı olduğunu anlatıyor. Kelime olumlu bir anlam yüklü.
Bağımlı insan ise güçsüz, iradesi ile hareket edemeyen, başka birisinin kendi için karar vermesini bekleyen, kendi kararları olmayan bir insan portresi çiziyor gözümde.
Hep söylediğim gibi, tanımlarım eleştiri içeriyor gibi anlam kazanabilir, ama kimseyi eleştirmek veya yargılamak gibi bir amacım yok. Benim tek derdim kendimle. (Dert kelimesi, mesela. Olumsuz bir anlamı var. Oysa derdim kendimle diyorum, ama kendimle uğraşmayı, kendimi sorgulamayı, hatta bazen duvardan duvara vurmayı seviyorum ben. Dert sayılmaz yani.)
Verebileceğim örneklerin kendimle sınırlı olmasını tercih ediyorum. Ben her iki kelimeyi de taşıyorum kendimi tanımlamak istersem. Bağlılık olarak başlayan şeyler hayatımda bağımlılığa dönüşebiliyor. İstediğim zaman çok iradeli olabilmeme rağmen, bağımlı olduğum şeyleri bırakmamak adına son derece mantıklı bahaneler üretip, o bahanelere de inanmayı seçmemle bağımlılıklarım son bulmuyor.
Tek seçimim var bağımlılık oluştururken; benim dışında iradesi olan birine bağımlı olmamak. Hem sağlıklı hem sağlıksız yanları olabiliyor bu tercihimin. İnsanlara bağımlı olmamayı seçerek, özgürlüğümü ve benliğimi koruduğuma inanıyorum. Öte yandan da sağlıklı olabilecek bir bağlılık yaşamama da engel oluyor bu tercihim çoğu zaman. Aradaki farkı çok net biliyor ve hissediyorum, ama uygulama aşamasında dengeyi bulabidiğim söylenemez. Zamanla bulabilir miyim onu da şimdilik tam bilemiyorum.
Bağımlılık kelimesi olumsuz anlam içeriyor ve benim bağımlılıklarım var. Sigara bağımlısıyım. Kahve bağımlısıyım. İçkiyi hiç sevmedim, hiç içmem, ama eğer sevseydim, onun da bağımlısı olma olasılığım vardı. Zaman zaman spor bağımlısı oluyorum. Bazen bir yemeğin tadını seversem, ona takılıyorum ve uzun süre sadece onu tüketmek istiyorum. Hemen hemen hiç seyretmememe rağmen televizyon bağımlısıyım. Evde olduğumda hep açıktır televizyon. Dönemsel olarak bazı şeylere takılırım. Bir ara çok fazla kitap okurum, bir dönem alış veriş yaparım, başka dönemlerde spor…. Böyle gider liste.
Bunlar sorun olarak karşıma çıkmıyor çünkü son birkaç yıldır farkında olarak yaşıyorum. Tüm bağımlılıklarımı biliyorum. Bazılarını dengelemeye çalışıyorum. Zamanımı bölmeye ve dengeli kullanmaya çalışıyorum. Her şeye vait ayırmak için planlı olmayı deniyorum. Bir sürü engele karşılaşıyorum, ama koşturmacanın yoğunluğu beni fiziken olmasa da bazen ruhen yorduğu için, sabahları 05.30’da kalkıyorum işte. Dingin, sakin, koşturmacasız, kendimle bir koca saat geçirmek için. Uykumdan çalıyormuş, fedakarlık yapıyormuş gibi görünse de, enim için karlı bir durum haline dönüştü bu.
Yukarıda da dediğim gibi, bir insana bağımlı olacağım korkusu, bağlanamama durumuna dönüşüyor çoğu zaman. Hayatıma giren insanlarla hep bir mesafeyi koruyorum. Kimseyi fazla benimsememeyi seçiyorum. Kimseye alışmamaya çalışıyorum. Sağlıklı olmadığı iddia edilebilir, ama beni mutlu eden tarz ilişkiler bu şekil gelişiyor. Uyum sağlamak kolay olmayabiliyor. Karşımdaki insan, kendi hayatımın daha önemli olduğu gerçeği ile yüzleşince, bocalayabiliyor. Kendi planlarımın ön planda olması, ilginçtir, bazı insanlarda değersizlik hissi yaratıyor.
O noktada tek söyleyebileceğim, yarattığım duygular benim sorunum olduğu zaman, ben bağımlı hale geliyorum sanki. Karşımdakini kırmamak, üzmemek, ona/onlara değerli olduklarını hissettirmek benim görevim değil. Kimseden de böyle bir şey beklemiyorum. Herkes kendi değerini belirler. Hayatımdaki herhangi birinin bana değer veriyor olması, onun davranışlarından bağımsız gelişen bir şey. Verilen değerin davranışsal bir karşılığı olduğunu düşünmek ve onu beklemek kendimizi değersiz kılmanın en kolay yolu.
Yani; “Beni sevseydin, şöyle yapardın, böyle yapmazdın…” hikayesi var ya, işte o hikaye karşımızdaki insanın kendisini sevmesini istemediğimizi göstermiyor mu sizce de?
Kendimi tanımak bir yolculuksa, ben o yolculuğa çıkmış olmaktan memnunum. Varacağım bir yer de olmadığı için, bu yolculuğa, her anından keyif alarak, devam edeceğim. Bu yolculuk sırasında bazı bağımlılıklarım beni yol boyu takip edecek, bazılarını ben yarı yolda bırakacağm, bazen de yenileri eklenecek hayatıma. Yeter ki farkında olayım.


Leave a comment